Klinik kapısından içeri girmemek için ayaklarını yere direyen, o küçücük elleriyle kapı pervazlarına...
Klinik kapısından içeri girmemek için ayaklarını yere direyen, o küçücük elleriyle kapı pervazlarına tutunan ve yanaklarından sicim gibi yaşlar süzülen o minik bedeni kucaklayıp dişçi koltuğuna oturtmaya çalışmak... İşte ebeveynliğin, insanı o an için en çaresiz bırakan, en zorlu sınavlarından biri tam olarak budur. Hele ki o koltuktan yükselen tiz alet sesleri, ortalığı saran o keskin klinik kokusu ve maskelerin ardına saklanmış yabancı yüzler varsa işin içinde; bir çocuğun o ortamda hissettiği dehşeti anlamak için çocuk psikoloğu olmaya gerek yoktur.
Bir anne babanın, ya da o minik yeğeni üzerine titreyip onun tek bir gözyaşına dünyaları yakacak bir amcanın en büyük kabusudur o bekleme salonunda yaşananlar. İster Karşıyaka'dan yola çıkın, ister Gaziemir'den, isterseniz Ulukent'in o sakin sokaklarından; o arabaya binen ve nereye gittiğini anladığı an ağlamaya başlayan çocuğun içindeki korkuyu dindirecek tek şey, internette umutsuzca aradığınız o "İzmir en iyi çocuk dişçisi" sorgusunun ardında yatan gerçek bir pedodonti uzmanının şefkatidir.
Çünkü çocuk diş hekimliği (Pedodonti), asla ama asla minyatür bir yetişkin diş hekimliği değildir. Çocuğun o dünyasına, o oyunlarla dolu hayal gücüne inemeyen, onunla aynı göz hizasına gelip o güveni inşa edemeyen hiçbir hekim, dünyanın en iyi ekipmanlarına sahip olsa bile o çocuğun ağzını açtıramaz. Bugün İzmir'in kalbinde, çocukların o korku dolu gözyaşlarını neşeli kahkahalara dönüştüren Videntis olarak; diş hekimi fobisini nasıl bir oyuna çevirdiğimizi, o "süt dişidir nasılsa düşer" yanılgısının ardındaki karanlık biyolojiyi ve çocuklarınızın gelecekteki gülüşlerini nasıl garanti altına aldığımızı tüm şeffaflığıyla, bir çocuğun başını okşar gibi samimi bir dille masaya yatırıyoruz.
Yetişkinler olarak bizler bile o koltuğa otururken avuç içlerimizin terlemesine engel olamıyoruz çoğu zaman. Peki ama henüz dünyayı yeni yeni algılayan, soyut düşünme yeteneği tam gelişmemiş o 4-5 yaşındaki bir çocuktan, o koltukta uslu uslu oturmasını beklemek ne kadar adil?
Çocuklar kliniğe gelirken kendi korkularından ziyade, çoğunlukla ebeveynlerinin bilinçaltındaki o derin travmaları bir sünger gibi emerek gelirler. Evde yanlışlıkla kurulan o "Uslu durmazsan seni dişçiye götürürüm, iğne yapar" cümlesi, o çocuğun zihnine atılmış kocaman bir saatli bombadır. Diş hekimini bir sağlık kahramanı değil, bir ceza mekanizması olarak kodlar o küçücük beyin. Kliniğe adım attığı an, o cezanın infaz edileceğini düşünerek haklı bir savunma mekanizması geliştirir ve kapıları kapatır.
Çocukların dünyasında o beyaz önlük, geçmişte canını yakan aşıların, hastanede geçirilen ateşli hastalıkların ve soğuk stetoskopların evrensel simgesidir. Videntis'te biz bu görsel travmayı çok iyi biliyoruz. O yüzden çocuk kliniklerimizde o soğuk, o mesafeli klinik beyazını kırar; renkli formalarımızla, onların dilinden anlayan o sevecen yaklaşımımızla o "doktor" bariyerini daha ilk saniyede ortadan kaldırırız. Önce oyun arkadaşı oluruz, sonra hekim.
Arama motorlarında en iyi çocuk diş hekimini ararken aslında aradığınız şey, çocuğunuzun dişine en mükemmel dolguyu yapacak kişi değil; çocuğunuzun ruhunda o travmayı yaratmadan o dolguyu yapabilecek kişidir. İşte Pedodonti uzmanlığının o ince, o hassas çizgisi buradadır.
Gözlerinde kocaman bir korkuyla size bakan bir çocuğu, mantıklı cümlelerle ikna edemezsiniz. "Acımayacak, sadece biraz titreyecek" demek onların lügatında hiçbir şey ifade etmez. Videntis pedodonti uzmanları olarak bizler, "Anlat-Göster-Uygula" denilen o muazzam davranış yönlendirme tekniğini kullanırız. O korkutucu sivri aletler bizim dünyamızda yoktur. Çocuğa önce aleti tanıtırız; hava sıkan aletimiz "rüzgar makinesi"dir, tükürük emici aletimiz "elektrikli süpürge"dir, dişi yıkayan aletimiz ise "su tabancası"dır. Önce onun küçücük tırnağının üzerinde o rüzgar makinesini çalıştırır, gıdıklanmasını ve gülmesini sağlarız. O korkutucu aletin aslında bir oyuncak olduğuna inandığı o kırılma anında, ağzını kocaman ve tamamen kendi isteğiyle açar.
Bir çocuğun en büyük kabusu o anestezi iğnesini görmektir. Videntis'in o büyülü dünyasında çocuklar iğneyi asla görmezler. Enjektör, avuç içinde çok özel manevralarla saklanır. Diş etine önce çilek veya muz aromalı özel bir "sihirli jel" sürülür, o bölge tamamen uyuşturulur. Ardından "Şimdi dişine biraz uyku suyu damlatacağım ki dişin uyusun, biz temizlerken hiçbir şey hissetmesin" denilerek, o incecik uçlu anestezi, çocuk fark etmeden saniyeler içinde uygulanır. Çocuğun hissettiği tek şey, çilek tadı ve dişinin yavaş yavaş karıncalanarak uykuya dalmasıdır.
Türkiye'de çocuk ağız ve diş sağlığı konusunda ebeveynlerin düştüğü o en büyük, en trajik ve faturası yıllar sonra ortodonti tedavileriyle çok ağır ödenen yanılgıya geliyoruz. O minik, sevimli süt dişlerinin arkalarında bıraktığı devasa misyonu bilmeden "nasılsa düşecek, çektirelim gitsin" demek, biyolojik bir felaketin tam olarak başlangıç düğmesine basmaktır.
Süt dişleri sadece çocuğun o ilk yıllarında yemek yemesini, elmayı ısırmasını veya düzgün konuşmasını sağlamaz. Onların kemiğin içinde yürüttükleri çok daha kutsal, çok daha gizli bir görevleri vardır: Rehberlik. Her bir süt dişinin köklerinin tam altında, yıllar sonra sürecek olan asıl kalıcı dişin tohumu yatar. Süt dişi, o kalıcı dişe "buradan çıkacaksın, senin yerin tam burası" diyerek o boşluğu muhafaza eden doğal bir bekçidir. Siz o çürük süt dişini, ağrı yapıyor ve "nasılsa yerine yenisi gelecek" mantığıyla zamanından çok önce çektirirseniz; yandaki sapasağlam dişler o boşluğa doğru hızla devrilir ve kayarlar.
O boşluk yandaki dişler tarafından kapatıldığında, alttan gelmeye çalışan o asıl kalıcı diş kendisine çıkacak bir yol bulamaz. Ya çene kemiğinin içinde gömülü kalır, ya da tamamen yanlış bir açıdan, damağa veya yanak tarafına doğru patlayarak o korkunç çapraşık diş dizilimini (maloklüzyon) yaratır. Çocuğunuz 12-13 yaşına geldiğinde onu o acı verici, yıllarca sürecek metal tel tedavilerine mahkum eden şey, işte o 5 yaşındayken "nasılsa düşecek" denilerek çekilen o tek bir süt dişidir.
Eğer bir süt dişi kurtarılamayacak kadar çürümüşse ve mecburen çekilmesi gerekiyorsa; Videntis pedodontistleri o çekim boşluğuna anında özel apareyler olan "Yer Tutucular" yerleştirir. O minik metal yüzükler, alttan kalıcı diş gelene kadar o boşluğu inatla korur, yandaki dişlerin devrilmesini engeller ve gelecekteki ortodonti faturalarını sıfıra indirir.
Modern tıp, diş çürüdükten sonra onu oymak ve dolgu yapmak üzerine değil; o çürüğün başlamasını mikroskobik düzeyde engellemek üzerine kuruludur. Çocuklar, anatomileri gereği dişlerini fırçalarken azı dişlerinin o derin ve karanlık girintilerine (fissürlere) asla tam olarak ulaşamazlar. O derin çatlaklar, şekerlerin ve çikolataların yapışıp kaldığı devasa bakteri yuvalarıdır.
İşte tam bu noktada Fissür Örtücü (Sealant) dediğimiz o şeffaf koruyucu kalkanlar devreye girer. Dişin çiğneyici yüzeyindeki o derin çatlaklar, dişe zerre kadar dokunulmadan, hiçbir aşındırma yapılmadan özel akışkan bir reçineyle tamamen doldurulur ve kapatılır. Yüzey pürüzsüzleşir; gıdaların tutunacağı, bakterilerin saklanacağı hiçbir delik kalmaz. Bu işlem, düzenli Flor Uygulaması ile desteklendiğinde, çocuğun diş minesi asitlere karşı adeta çelik bir zırh giymiş gibi güçlenir. Diş fırçalamayı çok sevmeyen çocuklar için bu koruyucu uygulamalar, çürüğe karşı elimizdeki en sarsılmaz silahtır.
Zaman; çocuklarınızın o minik çürüklerini erteleyerek, onların o güzelim gülüşlerini ağrılı uykusuz gecelere ve gelecekteki devasa estetik problemlere kurban edecek kadar değersiz değildir. Dişçi koltuğu, çocuğunuzun hayat boyu kaçacağı karanlık bir fobi olmak zorunda kesinlikle değildir.
Artık internette o soğuk forum sayfalarında İzmir'de iyi çocuk dişçisi arayarak, kulaktan dolma tavsiyelerle o narin psikolojileri riske atmaktan vazgeçin. İzmir'in o dinamik, aydınlık ve şefkatli ruhunu kliniğinin her köşesine yansıtan Videntis'in kapılarından içeri çocuğunuzun elinden tutarak huzurla adım atın.
Bırakın, pedodonti alanında uzmanlaşmış, çocuk psikolojisinin o ince sınırlarını bir sanatçı gibi yöneten hekim kadromuz; çocuğunuzun o haklı korkularını rengarenk oyunlarla, sihirli jellerle ve o sonsuz şefkatimizle tamamen yok etsin. Siz sadece o ferah bekleme salonumuzda kahvenizi yudumlayın. Ve kliniğimizden dışarı adım attığınızda; elinde cesaret madalyası, yüzünde hiçbir korku kırıntısı kalmamış, "anne/baba bir daha ne zaman geleceğiz" diyen o minik kahramanınızın o bembeyaz, o sarsılmaz kahkahasının tadını bir ömür boyu çıkarın. Çünkü bir ebeveynin hayatta yapabileceği en büyük yatırım; çocuğunun geleceğe sağlıkla, özgüvenle ve hiç kimseden saklamadan gülümsemesini garanti altına almaktır.
Yalı Mahallesi Caher Dudayev Bulvarı. No: 95/C Karşıyaka İZMİR
info@videntis.com.tr
+90 232 337 11 00
+90 505 337 11 00